Binadan çıktık bir şekilde. Acil yıktırılacak kapsamındaydı. Bir hafta sonra cenazelerimizi toprağa verdikten sonra sonunda kendi evimizin başına geldik. İskelet ayaktaydı sadece. Birkaç komşu vinç falan ayarlamış, polisler yarım saat müsaade ettiler. Bir cesaret biz de çıktık bir iki yakınımızla. Yarım saat içerisinde ne alabilirsek artık. Korkuyoruz da bir yandan. Sallanıyor da arada bir. Çatır çutur sesler geliyor. Ben kitaplarım diyorum, vincin elemanları bulaşık makinası çamaşır makinası diyor, ben tablolarım diyorum onlar buzdolabını yüklüyorlar, ben dergilerim diyorum arkadaş ankastreyi sökmeye çalışıyor. Baktım olmayacak yıkıntılar arasından kitaplığımın videosunu çekmek geldi. Farklı dünyaların insanlarıyız sanki. Pek bir şey alamadım. Sayfaların arasında hatıralar vardı. Kimini hatırlıyorum. Kimini sonra hatırlamak üzere saklamıştım belki. Kimini de ben öldükten sonra çocuklarım ya da kime kaldıysa kitaplarım onlar arasından bulup çıkaracaktı hatıraları... Bir hafta sonra yıktılar binayı. Enkazın arasından birkaç sayfa elime geçti geçmedi... Hayat işte...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder