17 Temmuz 2024 Çarşamba

Son yks sonuçları üzerine ortaya çıkan tablo

 Doğan hocam ben de şöyle düşünüyorum. Aslında gayet normal. Tamamen istatistikle alakalı çünkü. 3 milyon kişi sınava girmiş. İlk 1,5 milyon kişi girseydi ortalamalar yükselirdi. Giriş bedava olsa ya da sınava 6 milyon kişi girseydi ortalamalar daha da düşerdi. Ne zannediyoruz ki? Bazı bölümler eksi netle alıyor. Bu bir öğretmenleri irtibarsızlaştırma aracı. Mesela bazı müdürler bence haklı olarak akademik yönden zayıf öğrencileri bir şekilde ikna ederek LGS'ye sokmazdı, okulun başarısını düşürüyor diye. Onun gibi. Bu tabloda görünen bir başarısızlık var evet ama. Üniversite sınavına girmeyerek iş güç sahibi olmuş nice genç var. O da büyük bir başarı aslında. Genç nüfus çok fazla ve üniversite okumak bir etiket. Emeğin değerini yücelterek, belki iş güç meslek sahibi olmayı, ara eleman, teknik eleman, vasıflı işçi olmayı özendirmeli ve çalışma şartlarını iyileştirerek gençlerin umudunu ve hayallerini bu yöne çekebilecek adımlar atılmalıdır diyorum. Saygılarımla...

Haklısınız elbette. Sorgulanmalı ama tam olarak liselerin hepsi aynı değil ki? Bazı liseler çok iyi sporcu yetiştiriyor. Bazı liseler çok iyi sanatçı yetiştiriyor. Elektrikçi, kaynakçı, doğalgaz tesisatçısı yetiştiren lise ile ÖSYM'nin ölçmeye çalıştığı kriterleri karşılamak mümkün değil. Hiç matematik görmemiş, mesleki eğitim almış bir genç ile Anadolu ve fen liselerinde okumuş 8-10 saat matematik görmüş bir genç bir tuttulamaz. O lisenin programı öyle çünkü. Ben şuna kızıyorum. Sistem bu. Ama Doğan hocamı tenzih ederim, öğretmenler suçlanıyor gibi arada bir ortaya çıkıyor bu tablo. Öğretmenler yetersiz gibi bir algı oluşturup sonra başlıyorlar yok kpss, yok alan sınavı, yok ömk, yok mülakat, olmadı başa dön yok akademi, yok mülakat... Durduramıyorsun. Eline çekiç geçiren öğretmenin kafasına indirip duruyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi süslü ve soslu bir başlık bulunca her şey hallolacak zannediyor. Ben ona kızıyorum. Tartışmak ve sorgulaması güzel yoksa. Saygılarımla.

16 Temmuz 2024 Salı

YİBO'ya özlem

Merhaba arkadaşlar! Ne yalan söyleyeyim, unuturum zannediyordum. Şuradan şurası, fazla özlemem zannediyordum. Arada bir gider gelirim ne var sanki diyordum. Hem, yeni okuluma da çabuk alışırım böylelikle, diyordum. Salgın baş gösterince, okullar kapandı. Ha bugün, ha yarın derken, günler gelip geçti. Uzaktan eğitim uzadıkça uzadı. O günlerde, sosyal medyada herkes #okulumuözledim etiketiyle bir şeyler paylaşmaya başlayınca, ben farkettim yeni okulumu değil de YBO'yu özlediğimi. Salgın, sosyal mesafeyi açmak zorunda bıraktı hepimize, doğal olarak. Kendi kabuğumuza çekildik mecburen. Gelip gitme konusunda çekimser kaldık. Nasılsınız, iyi misiniz? YBO yerinde duruyor mu? Ben iyiyim çok şükür. Yeni okulumun nasıl olduğunu daha anlamadım. Şimdilik tek normal, Eylül'de okullarımızda olma inancıyla bir Temmuz itibariyle tatile çıkmamız... Bu vesileyle hepinize iyi tatiller diler, YBO'daki bütün hatıralarıma saygılar arz ederim. Sağlıklı, mutlu ve normal günlerde görüşmek umuduyla...

Bir yibo haritası

 [31.10.2019 07:33] Hilmi Dervişoğlu: Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti vardır, değil mi?

1, etüt nedir?

2, neden yapılır? Sıradan bir etütte vücutta iki şey yükselir. 1, sinir kat sayısı, 2, noradrenalin.

Noradrenalin bir hormon. Kızgınlık ve tehlike karşısında salgılanır. Dayak atma istediğini artırır. Biz bunu istemiyoruz. Biz istiyoruz ki etüt yapsınlar. Fakat bu çocuklar nasıl ders çalışılır, bilmiyorlar. Sıradan etüte örnek: Sıradan etüt. Yaratıcı etüte örnek: öğrencilerimizin hazırlıklı, planlı ve verimli bir şekilde ders çalışması. Benim bu saatte WhatsApp grubuna bunları yazmamın amacı bu.

Yaz, Hilmi hoca. Ya, benim bu paylaşımlarım, bu kadar az paylaşımın yapıldığı bir ortamda yapılan bir paylaşım mı? Daha farklı bir şeyler söyleyelim, yazalım, neler yapacağız, çözüm ne, bu çocuklar bir-bir buçuk saat öyle boş boş vakit geçiriyorlar, az ödev mi veriyoruz, bilmem artık.

Hadin, organize olalım ve yeni bir şeyler deneyelim. Neyse, gene uzun ve çok geç oldu.

[31.10.2019 07:33] Hilmi Dervişoğlu: Sıradan etütte her zaman bir organize haylazlık söz konusudur. Çok defa soru dümenine şahit oldum. Mesela haylazın biri dümenden soru sorar. Biz o soruyu çözmek için saf saf ilgilenir, eğiliriz. Bu sırada arka planda neler döner neler... En çok işleyen dümenlerden biri de 'karnım ağrıyor' dümeni. Hele, 'yoklamayı ben alayım mı' dümeninde asıl kahramanımız sahnededir. Buradaki amacı diğer sınıflardaki arkadaşlarını görmek veya onlara görünmek. Biz yetişkinler tam anlamayız. Bir iş vardır o işin içinde.

Neyse... Bunlara şahit olunca artık "seç oğlum Hilmi hoca" dedim. Sen belleticiliğini yap, onlarla oyna, boşver, onlar senin taklidini yapsınlar.