20 Şubat 2025 Perşembe

Fevzipaşa

FEVZİPAŞA


- Muzaffer İlhan Erdost'a -


Fevzipaşa'da gördün mü

Ufka yağmur tohumu gibi saçılmıştı atlar

İslâhiye'den kopup Gâvur Dağı'nı

kara bulutlara basacaklardı

Güneş, ikindinin ardına sinmişti

Kargalar vardı sessizliğin dilinde

Sessizlik vardı makasçının türküsünde

Gözlerini Ayran Tüneli'ne dikmiş

Bahçe istasyonunun kokusunu bekliyordu sanki

Kurumlar arasından güz kokusunu.

Gördün mü o atları

Hangi posta treni yarışabilirdi onlarla.

Adana'dan beri taşıdığın sevinci, uçarılığı

Dokuz saat gecikmeyle getirdin Fevzipaşa'ya

Umurunda bile değildi bu gecikme

Daha uzasa tadını daha çok çıkaracaktın belki

Zarflar arasında en son açılacak zarf gibi

Kitaplar arasında en son okunacak kitap gibi

Gelmesini istemediğin bir türkü sonu gibi.

Tren durunca inip dolaştın biraz

Birer ekmek yüzer gram tahin helvası

alan askerlere baktın

Manevra yapan lokomotifi seyrettin

Keçiler'i, Kömürler'i, Eloğlu'yu,

Narlı'yı aradın aşağılarda

İşte o sırada gördün mü atları

Kanatlarıyla rüzgâr toplayan kuşları

Sılalardan sıla çeken telgraf direklerini gördün mü?

Elini cebine soktun

Sıcacık okşadın ikinci mevki biletini

Şaşılacak şey, kondoktör bıyıksızdı,

çiviyle delmişti biletini

Gülüşüyle bir kelepçe daha azaltmıştı

kelepçeler içinde.

Koridordaki saraç, testisini uzatmıştı

su içesin diye:

- Nereden?

- Görüşmeden.

Gördün mü o kuşları

Tebrik kartlarından göğe,

gökten tebrik kartlarına sevgi taşıyorlardı

Ağızlarında incecik kurdelelerle.

Görüşmeden. Yüreğe çelik veren bir görüşmeden.

Parmaklıklar arkasında sabah biriktiren umuttan.

Güvenliydi dostun, dirençliydi

Bir meydan sazı gibi konuşuyordu

Soluğu istasyona kadar götürmüştü seni

Orada bir tornacıya emanet etmişti

Tornacı bir karoserciye bırakmıştı inerken

Karoserciden saraç, saraçtan biletçi almıştı

Öyle güzel bir trendi ki,

Ayran Tüneli'nden bile bunalmamıştın

Bir bayram yeri olarak gelmiştin Fevzipaşa'ya.

Okşadın biletini bir daha

Hesapladın

Yılın bitmesine iki bin üç yüz yirmi sekiz saat vardı

Antep'e dört saat.

Özgürlüğe kaç saat vardı acaba?

Atlar yağmur tohumu gibi saçılmıştı ufka.


Ülkü Tamer

( 1937 - 2018 )

Yanardağın Ütündeki Kuş,

Toplu Şiirler, S. 252-253


ŞİİR PARKI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder